Pages

9 Mayıs 2010 Pazar

Mide Bulantısı

Süper Lig'de ilginç şeyler oluyor son günlerde. Melih Gökçek, Ankaragücü Kulubü başkanı'nın babası sıfatıyla bir televizyona çıkıp, Fenerbahçe ile oynayacakları maçta kırmızı kart görmesi için oyuncuları olan Broggi'ye para teklif edildiğini söylüyor. Peki bu oyuncu gerçekten, pozisyon gereği kırmızı kart görürse ne olacak?

Ondan önce aynı kulübün asbaşkanı çıkıp aklı yerinde olan kimsenin söyleyemeyeceği şeyler söylüyor, 2 gün sonra da özür diliyor. İlk açıklamalarında o kadar saldırgan ki, kötü bir oyuncu profili çiziyor. Sanki rolünü ezberlemiş de çıkmış gibi. Üstelik karşı taraf sessizliğini korurken. Açıkcası, asbaşkanın bu açıklamalarına hangi gözle bakarsanız altından farklı şeyler çıkar. Biri der ki "ortamı geriyor, oyuncularını motive ediyor", diğeri "hayır kardeşim adam haksızlığa uğramış veryansın ediyor" bir başkası da "Karşı takıma maçı çoktan satmış, hedef şaşırtmaya çalışıyor". 

Diğer yandan, sezon başından beri bir mali kriz içinde olan hatta Darius Vassel'in otel ücretini ödemeyediği için tahliye etmek zorunda kalan kulüp, mevzubahis maçtan önce oyuncularına 4 milon dolara yakın bir ödeme yapıyor. Maç üzerine bu kadar spekülatif konuşmadan sonra ise insanın aklına türlü türlü şey geliyor.

Normal koşullarda bunların hepsi doğal olabilir, ancak maç üzerinde bu kadar soru işareti oluşturan bizzat yöneticilerdir.

Merak ediyorum gerçekten, dünyada üzerinde bu kadar yoğun şaibe gölgesi dolaşıp da kanıtlanmış hiçbir suçlamanın ya da hüküm giymiş kimsenin olmadığı bir lig ya da herhangi bir kurum var mıdır? Ya da bunlar gerçekten yok da biz mi çok evhamlıyız?

Belli ki bir yerde sorun var. Ya adalet sistemimizde, ya ahlak anlayışımızda, ya hafızalarımızda ama bir yerlerde bir sorun var. Hiç iddiası olmayan bir takımın çıkıp şampiyonluk kovalayan ya da düşmemeye çalışan bir takım karşısında dürüstçe oynayabileceği konusunda sürekli şüphelerimiz var ki, buna dünyanın her yerinde ahlak zaafiyeti derler. Bir takımın kalecisi diğer takımdan ligin son haftası 8 gol de yiyebilir, başka bir takım diğer şampiyonluk adayı karşısında 3-0'dan maçı da çevirebilir. Şampiyonluğu kazanan takımın başkanı federasyon başkanının babasına kupa da götürebilir, düşmemeye çalışan bir diğer kulübün başkanı da federasyon başkanıyla yakın ilişkiler içinde olabilir. Bunlar hem futbolun hem insan ilişkilerinin içinde olan şeyler. Peki kimin içinden bunlara inanmak geliyor?

Alt liglerden tutun da, Süper Lig'e kadar Türkiye'de oynanan her maçın üzerinde bir soru işareti var. Çünki Türkiye'de bariz bir ahlak ve bunun sonucu olarak bir güven sorunu var. Hepimizin işaret parmakları çok uzun.

Hiç yorum yok: