Pages

20 Kasım 2010 Cumartesi

Kurbanda Misimovic'e girmek

Saykodelik peygamberlerimizden Hz. İbrahim’in biricik evladına kıymasına razı olmayan Allah’u Te’ala’nın “Sakin ol Şampiyon!” diyerek gökten koyun indirmesinin yıldönümüne denk gelen şu mübarek kurban bayramında, Galatasaray yönetiminin birleşip kurban diye Misimovic’e girmesi dinen caiz midir bilemem lakin Wolfsburg’u şampiyon yapmış, Bundesliga'nın asist rekorunu kırmış, Bosna Hersek’i adam etmiş bir futbolcunun bu kadar çabuk piç edilmesi ayıptır, terbiyesizliktir, kıymet bilmezliktir.

Misimovic’in kadro dışı kalmasıyla ilgili yapılan açıklamalar bayağı ilginç. 1 hafta önce teknik direktör Hagi bir basın açıklaması yapıyor ve “bazı futbolcular ciddiyetsiz, devre arasına gelmeden onlarla yolumuzu ayırabiliriz” diyor. Moralman, Cübbeli Ahmet Hoca ile aynı masada maklube yemek zorunda kalan CHP Kadın Kolları Başkanı’ndan farkı olmayan takım bu açıklamayla daha da geriliyor. Elano, “Galatasaray’da mutluyum ama Brezilya’ya dönmek isterim” diyor bu açıklamalardan sonra. Taraftarlar olarak biz, isim verilmeden hedef gösterilen bu futbolcuların Servet, Ayhan, Mustafa Sarp gibi bayrak direğiyle arasındaki farkı kolay kolay bulamadığımız isimler olduğunu düşünüyoruz. Fakat bu isimlere hiçbir şey olmazken, takıma gelişi 3-4 ayı geçmeyen ve muhtemelen henüz hiç 90 dakika forma giymemiş Misimovic göt altına giderek kadro dışı bırakılıyor.

Her futbolcu kadro dışı bırakılabilir fakat bunun belli şartları var. Bakalım Misimovic bu şartlara uyuyor mu; Misimovic hiç antrenman kaçırmamış ve yine hiçbir antrenmana geç gelmemiş. Düzenli olarak yapılan fizik kondisyon testlerinde takımın ya en iyisi ya da ikincisi çıkıyor. Antrenmanlar çoğunlukla basına kapalı olmadığından Sabri’yi ya da Ayhan’ı pandiklemiş olsa haberimiz olurdu, demek ki bu da olmadı. O zaman sormak lazım; düzenli olarak antrenmanlara gelen, fizik kondisyonu takımın geri kalanından çok daha iyi olan ve görünürde bir arızasını görmediğimiz bir futbolcu neden kadro dışı bırakılır? Daha güzel sorular da var; 13. hafta itibariyle averajı ekside olan bir takımda, kadroya yeni katılmış bir hücumcu kadro dışı bırakırken savunmacılara dokunulmaması neye delalettir? Ankaragücü maçında, Rijkaard gitsin diye bilerek isteyerek takıma iki gol yediren Servet Çetin cumhuriyet sucuğu gibi defansın tam ortasında dururken Misimovic’i A2 takımına göndermenin mantığı nedir?

Mesele Misimovic’in kadro dışı kalması değil, yönetimin taraftarla taşak geçer gibi hareket etmesi. Dersin ki “Kardeş ben radikal kararlar aldım, bu takımla olmuyor”, Misimovic’in ardından gönderirsin Servet’i, Sarp’ı, Ayhan’ı falan, Paf takımdan da alırsın 4-5 tane futbolcuyu A takıma, geleceğe yatırım yaparsın, eyvallah deriz, sineye çekeriz. Ee ama bunu da yapmıyorsun. Ya da çık basının karşısına “Misimovic’in kabahati budur” de, o da yok.

Adnan Polat kimdir? Ne işe yarar? 10 yıldır stadyum yapıyoruz. Yok amına koyyim proje onaylanmadı, yok amına koyyim mühendisin kafasına kamyon çarptı, yok amına koyyim orası devlet arazisiymiş… 1 yıl sonra stadyum hazır diyorsun, aradan 5 yıl geçiyor. İşçiler bilmem ne zamandan beri maaş alamıyoruz diye gösteri yapıyor. Haldun “İn Haldun We Trust” Üstünel gibi bir adam yönetimi bırakıyor. Canlı yayında “Rijkaard’la sözleşme yenileyeceğiz, sonuna kadar arkasındayız” demenin üzerinden 1 ay geçmeden adamın sözleşmesini fes ediyorsun. Yerine de, kendi üzerindeki eleştirileri bertaraf etmek için taraftarın taptığı fakat son 5 yıldır takım çalıştırmamış, başarılı olamayacağını adın gibi bildiğin Hagi’yi getiriyorsun. Daha iki yıl evvel futbolu bırakan efsane Tugay Kerimoğlu’nu da onun yardımcısı yapıyorsun. İkisi de canımız ciğerimiz ama sen de en az bizim kadar biliyorsun, bu adamlar başarısız olacaklar. Galatasaray yönetimi kötü olabilir, başarısız olabilir, her şey olabilir ama yavşak olamaz. Galatasaraylılık bir kültürdür, gelenektir. Ve bu gelenekte ne Adnan Polat’a ne de Adnan Sezgin’e yer yok.

Adnan Sezgin’e de bir çift lafım var. Rijkaard’ın gönderilmesinden sonra gazetelere açıklama yapmış. Demiş ki “Taraftarın tepkisi yüzünden bugüne kadar 5 kez istifamı verdim ama başkanımız kabul etmedi”. Sevgili Adnan Sezgin, istifa bir kez verilir. İstifa tek taraflıdır. İstifa onurlu bir harekettir ama sayısı arttıkça kişinin onurunu da azaltır. Ben 6 yaşımdan beri istifa ediyorum ulan tribinizle 3-5 malın aklını alabilirsiniz ama emin olun yalnızca 3-5 malın aklını alabilirsiniz. Biz yemiyoruz zira.

Galatasaray yönetiminin meşruiyeti bitmiştir. Yönetimin istifa etmesi ve yeni bir kongre yapılması gerekir. Hagi ve Tugay Kerimoğlu kabul ederlerse –ben etmezdim ama onlar efendi adamlar, belki ederler- Paf takımın başına geçirilir ve geleceğe yatırım yapılabilir. Gelecek yıllar için kaliteli bir teknik adamla anlaşılabilir. Servet, Sabri, Ayhan, Sarp, Barış gibi futbolculara üzerinde “Başkanım beni al” yazan tişörtler giydirilip Aziz Yıldırım’ın kapısının önüne bırakılabilir, bir taşla iki kuş vurulabilir. Baros, Neill ve Cana hariç diğer yabancılardan bu saatten sonra hayır gelmez, onlar da devre arasında gönderilebilir. Yerlerine öncelikle genç takımdan oyuncular alınırsa daha mantıklı olur, zira zaten bu sene bitti, ilk 4’e girmek bile mucize olur. Bu sebepten bu kaybı bir iki oyuncuyu adam ederek kâra dönüştürebiliriz. Belki devre arasında bir iki tane –ki devre arasında böyle oyuncular bulunmaz pek- kaliteli yabancı alınabilir ama önceliğin Paf oyuncuları olması daha hayırlı olur. Taraftarlar birleşerek Polat Towers’ın önüne kakayla “GS ULAN” yazabilir, eğlenceli olur.

3-0 yenildiğimiz milli maçtan hemen sonra Hamit Altıntop çok güzel, çok yerinde bir şey söyledi. Dürüst olmalıyız dedi. Milli tarihimiz yalan, siyasetimiz yalan, kendimize atfettiğimiz tüm özellikler yalan, futbolumuz yalan, söylediklerimiz yalan… 85 milyon insan her gün aynı yalana uyanmaktan vazgeçmeli artık.

10 yıldır Galatasaray’ın kadrosunda Sabri var ulan, eksikliklerimizle barışalım artık.