Futbol Üzerine Konuşmalar
14 Mayıs 2013 Salı
Anonim Şirketler Dost Olmaz
28 Aralık 2012 Cuma
2000'lerin Futbolu
2000'lerin dünyasında farklı algılarla yaşamaya başladık. Artık çokça makbul olan haklı olmaktan ziyade kazanan olmak. Toplumsal dezenformasyonumuzla paralel olarak futbol da aynı yönde ilerliyor. Yüz yıldan fazla geçmişleri, gelenekleri olan kulüpler çirkinlik yarışı yapıyorlar resmen. Biri bir açıklama yapıyor, hop peşinden daha çirkin bir cevap. Lan koca koca adamlarsınız, hepinizin milyonlarca, bazılarınızın milyarlarca dolarlık servetler, şirketleri var. İş buraya gelince neden ergene bağlıyorlar, kulüplerin halkla ilişkilerini liseliler mi yönetiyor anasını satayım?
Bu dezenformasyonun en üzücü kısmı da, kulüplerin artık rakiplerinin uğradığı haksızlıklardan nemalanmayı kendilerine yedirebiliyor, kendi yaptıkları haksızlıkları içselleştirebiliyor olmaları. Artık önemli olan öyle ya da böyle kazanmak. İşin daha da vahimi odur ki, çocuklarımız da güç ilişkilerini bu ortam üzerinden öğreniyor ve ne olursa olsun kazanan olmak istiyorlar. Ahlaksızca yapılan kazanımları, diğerlerinin uğradığı haksızlıklardan nemalanmayı tercih eder oldu insanlar.
"Bizim kulübümüz de en az diğerleri kadar temizdir" demek, yapılan haksızlığın açık itirafı değil midir? Rakibin açıkça haksızlığa uğramış ve bu haksızlığın düzeltilmesi için bir adım atılmışken "hayır efendim eskisi gibi kalsın" demek ayıp olmuyor mu? Siz ne kadar kirlendiniz. Biz ne kadar saçma bir şey izler olduk. Serhat Ulueren'in spor programları denetleme etik kurulu üyesi olduğu bir futbol camiasından bahsediyoruz gençler, daha ne olacağıdı?
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Temiz Futbol Nedir?
Beşiktaş iskelenin oradaki ışıklarda bekliyoruz. Yayalar için kırmızı ışık yanıyor. Yolun her iki yanında da muazzam bir kalabalık. Yayalar için yeşil yandığında karşıya geçmek üzere adımımı atıyorum ancak karşıya geçmek üzere hareketlenen 3-5 kişiden başka ilerleyen olmuyor. Kalabalık yerinde bekliyor. Araçlar için yeşil yandığında bekleyen kalabalığın niyeti belli oluyor, kutlama yapan Galatasaraylıların araçlarını taşlıyorlar, formalıları yoldan çeviriyorlar.
Çok şükür, artık birbirimizden öldüresiye nefret ediyoruz. Hem de birkaç milyar dolarlık bir oyun yüzünden. Biz birbirimizi bıçaklarken ortalığı gerim gerim geren, birbirlerine komiklikler şakalar yapan kulüp yöneticileri ne alemde mesela? İnsanlar neden kulüp yöneticisi olur? Tuttukları takımı çok sevdikleri için mi?
Küçük bir örnek verelim bu noktada: Fenerbahçe taraftarı olanca saflığı ve taraftar içgüdüsüyle Galatasaray'ın stadına bir tepki verilmesini beklerken, o stadın koca koca çelik konstrüksiyonlarını hangi firma yapıyordu? Ya da kimin firması mı diyelim?
Yöneticiler bir taraftan kendilerine biçilen rolleri oynayıp oyunun katma değerini artırırlarken bir yandan yeni iş ilişkileri kuradursunlar, servetlerini katlasınlar, biz de birbirimizi taşlayıp bıçaklayalım.
İstediğiniz kadar kendimizi kandıralım, profesyonellik dediğimiz hiçbir yerde temizliğn kalması mümkün değildir. Temiz futbol seyretmek isteyenleri mahalle arasına alalım. Temiz futbol sadece orada. Kaleleri iki taş arasındaki 9 adımdan ibaret beton sahalarda. Futbol romantizmi diyeni de çok fena dövecem, söylemeden geçmeyeyim.
17 Ağustos 2011 Çarşamba
13 Temmuz 2011 Çarşamba
9 Temmuz 2011 Cumartesi
Kamçatka'dan Çıkmıyorum Ulan!

Galatasaraylıyım. Rijkaard'ı gönderdiğimiz zaman bayağı tiksinmiştim ama hep sevdim Galatasaray'ı. Fakat bugün Fenerbahçeliyim. Gerekirse giyerim çubuklu sarı larcivert formayı çıkarım sokağa. Hep sevdim zaten çubuklu Fener formasını.
12 Haziran 2011 Pazar
Bianet :: Galatasaray'ın Teknik Direktörü Allah mı? - Bianet
24 Mayıs 2011 Salı
Sonunda Bitti
Özet geçeceğim,
Son yılların en rahatsız edici lig yarışı sonunda bitti. Yıllar sonra tarih sadece şampiyonu yazacak ve bu yılki lig, aynı geçtiğimiz yıllardaki gibi bir istatistik olarak anılacak. Ama ben bir futbol severim ve bu sezonu istatistiklerin çok ötesinde hatırlayacağım kesin. Bu sezondan aklımda kalanlar, televizyonlara çıkıp, birisinin kulağına fısıldadığı fantezilerini, insanlara gerçekmiş gibi anlatmakta beis görmeyen bir milletvekili, rakibinin penaltılarının irdelenmesi gerektiğini düşünen bir teknik direktör, onun karşısında "ilahi adalet" diyen başka bir teknik direktör, imalı sözler söyleyip "şaka yaptım" diyen bir başkan, yan hakemlerin memleketleri üzerinden şaibe arayan adamlar vs vs. Futbol ise bunların hepsinden sonra aklıma geliyor.
Hedeflerine ulaşamamanın nedenini hep dışarıda arayan dimağlar, bu sezon STSL'nin içine ettiniz resmen. "Ben işemedim miki işedi" ile başlıyor bu, "rakip şike yaptı şampiyon olamadık" noktasına kadar geliyor. Fırat Aydınus son düdüğü çaldığında "Oh be" dedim, "Bitti." Bunu dedirttiğiniz için hepinize teşekkür ederim.
Siz bir hedefe ulaşamamışsanız bunun sorumlusu kesinlikle başkasıdır değil mi? Bu yüzden kendi eksiklerinizi görmüyorsunuz. Kendi oyuncularınıza da, rakibinizin oyuncularına da ne kadar büyük saygısızlık ettiğinizin farkında bile değilsiniz. Hem kendi başarınızı küçümsüyorsunuz, hem de rakibinize büyük terbiyesizlik yapıyorsunuz. Aslında hiçbirinizin futbolu sevdiği falan yok. Siz kazanmayı seviyorsunuz sadece. "Kazanmayı sevsek yıllardır şampiyon olmayan takımı tutmayız" argümanıyla çıkmayın sakın, kazanmaya yaklaştığınızda neye dönüştüğünüzü gördük. Önce şike diyen ağzınızı, sonra da kalbinizi kırarım.
En derin sevgilerimle.
1 Nisan 2011 Cuma
Başkana Gider Yapan Guardiola
Tabii ki başkanın, görüş bildirme konusunda benden daha tecrübeli olduğunu biliyorum. Kulübün geleneği alçakgönüllülük üzerine kurulu. Kaybettiğimizde de rakiplerimizi tebrik ederiz. Tüm oyuncularımız karakter olarak da örnek olmak zorundadır. Burası Barça.
Pep Guardiola, Kral Kupası'nda Real Madrid'i 5-0 yeneceklerini söyleyen Barcelona Başkanı Sandro Rosell'e cevaben.
22 Mart 2011 Salı
STSL Ne Kadar Eder?
11 Ocak 2011 Salı
4 Ocak 2011 Salı
26 Aralık 2010 Pazar
20 Kasım 2010 Cumartesi
Kurbanda Misimovic'e girmek
Saykodelik peygamberlerimizden Hz. İbrahim’in biricik evladına kıymasına razı olmayan Allah’u Te’ala’nın “Sakin ol Şampiyon!” diyerek gökten koyun indirmesinin yıldönümüne denk gelen şu mübarek kurban bayramında, Galatasaray yönetiminin birleşip kurban diye Misimovic’e girmesi dinen caiz midir bilemem lakin Wolfsburg’u şampiyon yapmış, Bundesliga'nın asist rekorunu kırmış, Bosna Hersek’i adam etmiş bir futbolcunun bu kadar çabuk piç edilmesi ayıptır, terbiyesizliktir, kıymet bilmezliktir.
Misimovic’in kadro dışı kalmasıyla ilgili yapılan açıklamalar bayağı ilginç. 1 hafta önce teknik direktör Hagi bir basın açıklaması yapıyor ve “bazı futbolcular ciddiyetsiz, devre arasına gelmeden onlarla yolumuzu ayırabiliriz” diyor. Moralman, Cübbeli Ahmet Hoca ile aynı masada maklube yemek zorunda kalan CHP Kadın Kolları Başkanı’ndan farkı olmayan takım bu açıklamayla daha da geriliyor. Elano, “Galatasaray’da mutluyum ama Brezilya’ya dönmek isterim” diyor bu açıklamalardan sonra. Taraftarlar olarak biz, isim verilmeden hedef gösterilen bu futbolcuların Servet, Ayhan, Mustafa Sarp gibi bayrak direğiyle arasındaki farkı kolay kolay bulamadığımız isimler olduğunu düşünüyoruz. Fakat bu isimlere hiçbir şey olmazken, takıma gelişi 3-4 ayı geçmeyen ve muhtemelen henüz hiç 90 dakika forma giymemiş Misimovic göt altına giderek kadro dışı bırakılıyor.
Her futbolcu kadro dışı bırakılabilir fakat bunun belli şartları var. Bakalım Misimovic bu şartlara uyuyor mu; Misimovic hiç antrenman kaçırmamış ve yine hiçbir antrenmana geç gelmemiş. Düzenli olarak yapılan fizik kondisyon testlerinde takımın ya en iyisi ya da ikincisi çıkıyor. Antrenmanlar çoğunlukla basına kapalı olmadığından Sabri’yi ya da Ayhan’ı pandiklemiş olsa haberimiz olurdu, demek ki bu da olmadı. O zaman sormak lazım; düzenli olarak antrenmanlara gelen, fizik kondisyonu takımın geri kalanından çok daha iyi olan ve görünürde bir arızasını görmediğimiz bir futbolcu neden kadro dışı bırakılır? Daha güzel sorular da var; 13. hafta itibariyle averajı ekside olan bir takımda, kadroya yeni katılmış bir hücumcu kadro dışı bırakırken savunmacılara dokunulmaması neye delalettir? Ankaragücü maçında, Rijkaard gitsin diye bilerek isteyerek takıma iki gol yediren Servet Çetin cumhuriyet sucuğu gibi defansın tam ortasında dururken Misimovic’i A2 takımına göndermenin mantığı nedir?
Mesele Misimovic’in kadro dışı kalması değil, yönetimin taraftarla taşak geçer gibi hareket etmesi. Dersin ki “Kardeş ben radikal kararlar aldım, bu takımla olmuyor”, Misimovic’in ardından gönderirsin Servet’i, Sarp’ı, Ayhan’ı falan, Paf takımdan da alırsın 4-5 tane futbolcuyu A takıma, geleceğe yatırım yaparsın, eyvallah deriz, sineye çekeriz. Ee ama bunu da yapmıyorsun. Ya da çık basının karşısına “Misimovic’in kabahati budur” de, o da yok.
Adnan Polat kimdir? Ne işe yarar? 10 yıldır stadyum yapıyoruz. Yok amına koyyim proje onaylanmadı, yok amına koyyim mühendisin kafasına kamyon çarptı, yok amına koyyim orası devlet arazisiymiş… 1 yıl sonra stadyum hazır diyorsun, aradan 5 yıl geçiyor. İşçiler bilmem ne zamandan beri maaş alamıyoruz diye gösteri yapıyor. Haldun “İn Haldun We Trust” Üstünel gibi bir adam yönetimi bırakıyor. Canlı yayında “Rijkaard’la sözleşme yenileyeceğiz, sonuna kadar arkasındayız” demenin üzerinden 1 ay geçmeden adamın sözleşmesini fes ediyorsun. Yerine de, kendi üzerindeki eleştirileri bertaraf etmek için taraftarın taptığı fakat son 5 yıldır takım çalıştırmamış, başarılı olamayacağını adın gibi bildiğin Hagi’yi getiriyorsun. Daha iki yıl evvel futbolu bırakan efsane Tugay Kerimoğlu’nu da onun yardımcısı yapıyorsun. İkisi de canımız ciğerimiz ama sen de en az bizim kadar biliyorsun, bu adamlar başarısız olacaklar. Galatasaray yönetimi kötü olabilir, başarısız olabilir, her şey olabilir ama yavşak olamaz. Galatasaraylılık bir kültürdür, gelenektir. Ve bu gelenekte ne Adnan Polat’a ne de Adnan Sezgin’e yer yok.
Adnan Sezgin’e de bir çift lafım var. Rijkaard’ın gönderilmesinden sonra gazetelere açıklama yapmış. Demiş ki “Taraftarın tepkisi yüzünden bugüne kadar 5 kez istifamı verdim ama başkanımız kabul etmedi”. Sevgili Adnan Sezgin, istifa bir kez verilir. İstifa tek taraflıdır. İstifa onurlu bir harekettir ama sayısı arttıkça kişinin onurunu da azaltır. Ben 6 yaşımdan beri istifa ediyorum ulan tribinizle 3-5 malın aklını alabilirsiniz ama emin olun yalnızca 3-5 malın aklını alabilirsiniz. Biz yemiyoruz zira.
Galatasaray yönetiminin meşruiyeti bitmiştir. Yönetimin istifa etmesi ve yeni bir kongre yapılması gerekir. Hagi ve Tugay Kerimoğlu kabul ederlerse –ben etmezdim ama onlar efendi adamlar, belki ederler- Paf takımın başına geçirilir ve geleceğe yatırım yapılabilir. Gelecek yıllar için kaliteli bir teknik adamla anlaşılabilir. Servet, Sabri, Ayhan, Sarp, Barış gibi futbolculara üzerinde “Başkanım beni al” yazan tişörtler giydirilip Aziz Yıldırım’ın kapısının önüne bırakılabilir, bir taşla iki kuş vurulabilir. Baros, Neill ve Cana hariç diğer yabancılardan bu saatten sonra hayır gelmez, onlar da devre arasında gönderilebilir. Yerlerine öncelikle genç takımdan oyuncular alınırsa daha mantıklı olur, zira zaten bu sene bitti, ilk 4’e girmek bile mucize olur. Bu sebepten bu kaybı bir iki oyuncuyu adam ederek kâra dönüştürebiliriz. Belki devre arasında bir iki tane –ki devre arasında böyle oyuncular bulunmaz pek- kaliteli yabancı alınabilir ama önceliğin Paf oyuncuları olması daha hayırlı olur. Taraftarlar birleşerek Polat Towers’ın önüne kakayla “GS ULAN” yazabilir, eğlenceli olur.
3-0 yenildiğimiz milli maçtan hemen sonra Hamit Altıntop çok güzel, çok yerinde bir şey söyledi. Dürüst olmalıyız dedi. Milli tarihimiz yalan, siyasetimiz yalan, kendimize atfettiğimiz tüm özellikler yalan, futbolumuz yalan, söylediklerimiz yalan… 85 milyon insan her gün aynı yalana uyanmaktan vazgeçmeli artık.
10 yıldır Galatasaray’ın kadrosunda Sabri var ulan, eksikliklerimizle barışalım artık.