Pages

28 Aralık 2012 Cuma

2000'lerin Futbolu

Hani derler ya futbol fena halde hayata benzer diye, son zamanlarda bu sözün doğruluğu iyice kendini hissettiriyor. 2000'lerin dünyasındayız, artık ülkeler meydan savaşları yapmıyorlar, savaşın yüzlerce farklı metodunu bulduk. Savaşmak konusunda kendimizi bu kadar geliştirirken, diğer çarpışmalarda, müsabakalarda da farklı yöntemler bulduk. Maçların sahada kazanılmadığını öğrendik mesela.  Taraftarlık olgusu üzerinden insanlara erk sunan bir oyundan bahsediyoruz. Bu oyun ülkede gündem değiştiriyor, farklı fikirleri yüzünden birbirlerini boğazlayacak adamları biraraya getiriyor, evine ekmek götüremediği halde sesi çıkmayan binlerce insanı protesto için sokaklara dökebiliyor.

2000'lerin dünyasında farklı algılarla yaşamaya başladık. Artık çokça makbul olan haklı olmaktan ziyade kazanan olmak. Toplumsal dezenformasyonumuzla paralel olarak futbol da aynı yönde ilerliyor. Yüz yıldan fazla geçmişleri, gelenekleri olan kulüpler çirkinlik yarışı yapıyorlar resmen. Biri bir açıklama yapıyor, hop peşinden daha çirkin bir cevap. Lan koca koca adamlarsınız, hepinizin milyonlarca, bazılarınızın milyarlarca dolarlık servetler, şirketleri var. İş buraya gelince neden ergene bağlıyorlar, kulüplerin halkla ilişkilerini liseliler mi yönetiyor anasını satayım?

Bu dezenformasyonun en üzücü kısmı da, kulüplerin artık rakiplerinin uğradığı haksızlıklardan nemalanmayı kendilerine yedirebiliyor, kendi yaptıkları haksızlıkları içselleştirebiliyor olmaları. Artık önemli olan öyle ya da böyle kazanmak. İşin daha da vahimi odur ki, çocuklarımız da güç ilişkilerini bu ortam üzerinden öğreniyor ve ne olursa olsun kazanan olmak istiyorlar. Ahlaksızca yapılan kazanımları, diğerlerinin uğradığı haksızlıklardan nemalanmayı tercih eder oldu insanlar.

"Bizim kulübümüz de en az diğerleri kadar temizdir" demek, yapılan haksızlığın açık itirafı değil midir? Rakibin açıkça haksızlığa uğramış ve bu haksızlığın düzeltilmesi için bir adım atılmışken "hayır efendim eskisi gibi kalsın" demek ayıp olmuyor mu? Siz ne kadar kirlendiniz. Biz ne kadar saçma bir şey izler olduk. Serhat Ulueren'in spor programları denetleme etik kurulu üyesi olduğu bir futbol camiasından bahsediyoruz gençler, daha ne olacağıdı?

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Temiz Futbol Nedir?

Geçen yıl boyunca hiçbir şey yazmadım, çünkü üzerinde yazacak bir şey kalmamıştı. Ya da daha doğrusu, futbolla alakası yoktu ligin. Çok şükür bu yıl bitti, ve gerçekten sahadaki oyun anlamında en iyi gösteriyi sunan takım şampiyonluğu aldı. Epik hikayeler de çıkarabilirler takımlar kendi adlarına. Fenerbahçe kolu kanadı kırılmışken son maça taşıdığını, Trabzonspor en önemli yıldızlarını rakibine kaptırdığı halde play off -o da nasıl bir teraneyse- oynadığını, Galatasaray rakibinin stadında şampiyonluk kupasını aldığını falan hatırlayabilir bu sezonun ardından pek tabii. Bu sezonun ardından benim aklımda kalan ise daha çok, maçtan sonra Beşiktaş'taki evime dönerken gördüklerim olacak. Sahne aynen şöyle:

Beşiktaş iskelenin oradaki ışıklarda bekliyoruz. Yayalar için kırmızı ışık yanıyor. Yolun her iki yanında da muazzam bir kalabalık. Yayalar için yeşil yandığında karşıya geçmek üzere adımımı atıyorum ancak karşıya geçmek üzere hareketlenen 3-5 kişiden başka ilerleyen olmuyor. Kalabalık yerinde bekliyor. Araçlar için yeşil yandığında bekleyen kalabalığın niyeti belli oluyor, kutlama yapan Galatasaraylıların araçlarını taşlıyorlar, formalıları yoldan çeviriyorlar.

Çok şükür, artık birbirimizden öldüresiye nefret ediyoruz. Hem de birkaç milyar dolarlık bir oyun yüzünden. Biz birbirimizi bıçaklarken ortalığı gerim gerim geren, birbirlerine komiklikler şakalar yapan kulüp yöneticileri ne alemde mesela? İnsanlar neden kulüp yöneticisi olur? Tuttukları takımı çok sevdikleri için mi?

Küçük bir örnek verelim bu noktada: Fenerbahçe taraftarı olanca saflığı ve taraftar içgüdüsüyle Galatasaray'ın stadına bir tepki verilmesini beklerken, o stadın koca koca çelik konstrüksiyonlarını hangi firma yapıyordu? Ya da kimin firması mı diyelim?

Yöneticiler bir taraftan kendilerine biçilen rolleri oynayıp oyunun katma değerini artırırlarken bir yandan yeni iş ilişkileri kuradursunlar, servetlerini katlasınlar, biz de birbirimizi taşlayıp bıçaklayalım.

İstediğiniz kadar kendimizi kandıralım, profesyonellik dediğimiz hiçbir yerde temizliğn kalması mümkün değildir. Temiz futbol seyretmek isteyenleri mahalle arasına alalım. Temiz futbol sadece orada. Kaleleri iki taş arasındaki 9 adımdan ibaret beton sahalarda. Futbol romantizmi diyeni de çok fena dövecem, söylemeden geçmeyeyim.