Pages

20 Ekim 2010 Çarşamba

Dev Aynasındaki Karınca

Başlığa bakınca menkıbe okuyacağınızı sanmış olabilirsiniz. Haklısınız da. Fakat Galatasaray'ın hocası Rikkaard'ın akıbetinin belli olacağı şu fantastik günlerde Türk spor basınında Arda, Mesut Özil ve Hiddink üzerinden dönen tartışmalardaki metafizik öğeler, kabul edersiniz ki dini bir menkıbedekinden hiç de aşağı kalmıyor. Hatta Hira mağarasında ağ örerek Hz. Muhammed'i kurtaran örümceğin Erman Toroğlu'ndan çok daha gerçek, çok daha akla yatkın olduğuna dair güçlü argümanlarım var.

Madem Erman Toroğlu öküzünden başladık, ondan devam edelim. Tüm bu "seks yapıyor ondan sakat" geyiklerini bir kenara bırakıp, malum videodaki Arda Turan'a kilitlenelim. Ağlamamak için kendini tutan bir çocuğun sesinin çatallanmasına kilitlenelim. Gözyaşlarını silişine kilitlenelim. Bu adam, Türkiye'nin en büyük ve en başarılı futbol kulübünün kaptanı. Hem de henüz 23 yaşında. Bakın burası önemli, bu "çocuk" henüz 23 yaşında. Sakatlanmış. Muhtemelen en az 2 ay futbol oynayamayacak. Geçen sene taraftarlarla arası bozulmuş. Eskisi kadar sevilmediğini düşünüyor. Ve bu çocuk 23 yaşında. Medyatik bir sevgilisi var ki futbolcu için tehlikeli bir durum. Alpay'ın, tek bir ağızdan eşine küfreden 20.000 taraftar yüzünden Almanya'ya gittiğini unutmayalım. Unutmayalım demişken, Arda henüz 23 yaşında. Geçen sene Atletico Madrid'ten teklif gelmiş, başkan bırakmamış. Milli takımda o yokken oyun kurulmuyor, futbol oynanmıyor. Bu çocuk şimdi sakat. Ve Türk futbol basınının kıçındaki kıllar ağarmış kadrolu vampirlerinden biri bu çocuğun sakatlığını "fazla seks yapma"sına bağlıyor. Bir gazete de hem Arda'nın hem de sevgilisinin fotoğraflarını boy boy yayınlayıp manşete bu seks ve sakatlanma iddiasını yerleştiriyor ahlaksızca.

2 gün önce Erman Toroğlu'nun yorumcu olarak çalıştığı TV programındaki açıklamalarını gördüm. Ben böyle bir şey söylemedim, hedef gösteriliyorum dedi. Böyle bir açıklamayı yapacak yavşaklıkta bir adam söyle desen sokaktaki adama, hiç düşünmez Ermen Toroğlu cevabını verir. Çünkü Erman Toroğlu modeli adamlar yorum, analiz falan yapabilecek akli melekelere sahip değiller, yalnızca böyle tartışmalar yaratabilirler, diğer türlü var olamazlar. Neyse, Erman Toroğlu tapiri için şu imleçin hareket etmesi bile kayıptır.

Rijkaard, son Ankaragücü maçından sonra kızağa çekilmek üzere medyanın önüne itildi. Tıpkı Milan'ın başındaki Fatih Terim gibi. Ankaragücü maçında bilerek, isteyerek takımın gol yemesine neden olan Servet Çetin'in karaktersizliğinin aynısını Fatih Terim'li Milan'da İnzaghi, kazandıkları penaltıyı bilerek kaçırarak ve bunu da basına söyleyerek yapmıştı. Hikayeler benzer lakin öznelerin ağırlığı konusunda ciddi bir farklılık var. Fatih Terim, İtalya gibi futbol anlamında dünyanın sayılı ülkelerinden birinde çalışmasa İtalya açısından pek de bir şey değişmez. Fakat Rijkaard Türkiye futbolu için nimettir, mucizedir. Herkesin ağzını aça aça izlediği Barcelona'nın sistemini kuran adamdır Rijkaard, Şampiyonlar Ligi kaldırmış adamdır. Ve biz şimdi bu adamı gönderip yerine her mimiğinde derin ve ayrı bir anlam saklı yüz çengisi Hikmet Karaman'ı getirmeyi düşünüyoruz. Birkaç gün evvel bir programda denk geldim Hikmet Karaman'a, sunucu "Rijkaard'ın yardımcılığını teklif etseler kabul eder misiniz?" dedi, hikmetinden sual olunmaz Hikmet Karaman da "Etmem, ama Rijkaard'ın sportif direktörlüğü teklifi gelirse düşünürüm" dedi. Dadaizmin harman olduğu bu topraklarda yetişen Hikmet Karaman'ın en büyük başarıları mercimek çorbasını üzerine dökmeden içebilmek ve Kayserispor'la ligi 6. bitirebilmek. Ulan adam Şampiyonlar Ligi kupası kaldırdı, Kayserispor'a ayakkabısının sağ tekini yollasa, o ayakkabı orada senden fazla saygı görür it. Neyse, Hikmet Karaman iyi adam, kızmayalım fazla.

Şunu her yerde, her zaman sıkılmadan usanmadan söylememiz lazım;Türk futbolu diye bir şey yoktur, kendimizi kandırmayalım. 2008 Avrupa Şampiyonası'ndaki zincirleme mucizelerimizden beridir dünyanın en patetik futbol ekolü tanımlamasıyla günbegün karşılaşıyoruz. Neymiş efendim, "biz motivasyonla oynuyoruz, rakiplerimizi bu inançla yeniyoruz". Demezler mi adama "Ee yarram, madem öyle Dünya Kupası'na neden gidemedin?" diye. Sanki İtalya, İspanya falan 11 tane androidle çıkıyor sahaya. Öküz, sen futbolcunu yine motive et, diğerleri etmiyorlar mı sanki, davar?

Ekolü "gazlamak" olan takım, İngiltere'yi yenip evinde San Marino'ya yenilir. Çünkü devam eden şey sistem değildir, motivasyondur. O motivasyon kaybolduğunda da Azerbaycan'a yenildiğimiz gibi yeniliriz. Tıpkı Beşiktaş'ın İngiltere'de Chelsea'yi yendiği gibi. Tıpkı Fenerbahçe'nin Pendikspor'a yenildiği gibi. Ki zaten ekol olarak "gazlama"yı kabul ettiğinde Azerbaycan'a yenilmeye de kızmaman lazım. Madem futbolunda sistemi, oyuncu kalitesini, hücum varyasyonlarını, takım oyununu, altyapıyı önplana çıkarmak ya da ekol olarak benimsemek yerine motivasyonu ve gazlamayı seçiyorsun, o zaman Azerbaycan yenilgisinin sebebi olarak "onlar daha iyi motive olmuş" dersin geçersin. Zira analiz yapacak bir seçenek bırakmıyorsun ki. Motivasyon dediğin şey bulgur değil ki tartıp ölçesin.

Azerbaycan yenilgisi hakkında konuşmak lazım tabii ki lakin Almanya yenilgisinden sonra veryansın edenleri anlamak hakikaten imkansız. Bu adamlar geçen dünya kupasında, kupanın favorisi Arjantin'i 4-0 yenmediler mi? Mükemmel bir takım oyunu oynamıyorlar mı? Neredeyse tüm mevkilerindeki oyuncular kalite olarak bizim futbolcularımızdan üstün değil mi? Nasıl bir aymazlıkla kendimizi dev aynasında görüyoruz anlamıyorum. Son 15 yılda futbolumuz ilerledi, gelişti, hem de o küfür ettiğimiz Mesut Özil gibi Almancı futbolcular sayesinde oldu bu. Şimdi ise milliyetçilik damarlarımızı gere gere Mesut'a küfrediyoruz. Sahte Twitter hesabından "Ben Türk değilim, Kürdüm" yazısını görünce tüm o sempatimiz bir anda "vay orospu çocuğu"na dönüyor. Sonra adam gerçek Twitter hesabından "Ben öyle bir şey demedim ama Kürt olsam ne değişecek" diyerek tüm o tek hücrelilere kapak üstüne kapak veriyor.

Mesut Özil Alman milli takımı yerine Türk milli takımını seçseydi şu anda Real Madrid'te oynuyor olur muydu? Nuri Şahin son 5 yıldır Türk milli takımının formasını kaç kere giydi? Almanya'dan gelen futbolcuların kaç tanesini adam gibi kullanabildik?

Mesut Özil testimize doldurup doldurup amaçsızca yere döktüğümüz suyu milli takımımızı seçmeyerek kesti. Çünkü Türk milli takımında oynamanın kariyerine zarar vereceğini gördü. Bakın şurada Bosna Hersek-Almanya u-17 maçının istatistikleri var. Almanya maçı 6-1 kazandı ve Almanya'nın 6 golünü de Türk asıllı Alman futbolcular attı. Keşke biraz kafamızı çalıştırıp, "Dünyaya bedel gazımız var" ekolü gibi saçmalıklarla uğraşmak yerine futbolumuzun gelişmesi için rasyonel bir hamle yapsaydık da şu canavar gibi çocuklar bizim milli takımımızı seçseydi, biz de onları 3-4 yıl sonra Türk milli takımı formasıyla izlerken keyiften kudursaydık. Ama öyle olmayacak çünkü Mesut Özil "Kral çıplak" dedi. Türkiye'nin futbolla alakasının olmadığını, bağıra bağıra söylemekten gurur duyduğumuz "futbolla yatıp futbolla kalkan" bir ülke olmadığımız gösterdi o çocuklara.

Almanya'daki lisanslı Türk futbolcu sayısı, tüm Türkiye'deki lisanslı futbolcu sayısından daha fazla. Biz sporu, futbolu falan sevmiyoruz, biz taraf olmayı seviyoruz.


Not: Bu yazıyı yazmaya başladığımda Rijkaard henüz Galatasaray'dan ayrılmamıştı. Ayrılacağını da düşünmüyordum açıkçası. Şimdi Hagi+Hakan Şükür'lü seçeneklerden, Fatih Terim'den bahsediliyor. Kızıyorum ama sanırım yalnızca bunu hak ediyoruz.

Rijkaard'ın gönderildiği, Hiddink'in kalitesinin tartışıldığı ülkede futboldan bahsetmek :)