Pages

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Kamçatka'dan Çıkmıyorum Ulan!


Galatasaraylıyım. Rijkaard'ı gönderdiğimiz zaman bayağı tiksinmiştim ama hep sevdim Galatasaray'ı. Fakat bugün Fenerbahçeliyim. Gerekirse giyerim çubuklu sarı larcivert formayı çıkarım sokağa. Hep sevdim zaten çubuklu Fener formasını.

Olaylar malum. Şike iddiasıyla Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım gözaltında. Yeni transferlerden Emenike ve Sezer Öztürk gözaltına alındı ve serbest bırakıldı. Pek çok kulübün yöneticisi, teknik direktörü ve oyunucusu gözaltına alındı ya da sorgulandı. Suçlu ya da suçsuz pek çok kişinin itibarı yerle yeksan edildi.

Olayın iç taraflarına çok girmeye gerek yok. Yukarıda Fotomaç'ın ana sayfasının görseli var. Orada 23 tane cumhuriyet sucuğu gibi soru var. Merak eden otursun araştırsın. Ben olayları biraz şeklen incelemek istiyorum.

Vatan Gazetesi'nde iki gün evvel "İki şehir, iki soruşturma ve iki yöntem" başlıklı bir yazı yayınlandı. Soruşturmalar, Deniz Feneri davası ve Fenerbahçe'nin itibarını sikertme işini gören Şike Operasyonu. Bir tarafta Deniz Feneri davasında Zahid Akman ve diğer yöneticiler sorgulanmaya götürülürken fotoğraf alınmaması için kendini paralayan Türk milletinin yılmaz bekçisi polislerimizin özverisi, sorgulamanın emniyet yerine adliyede yapılmasını sağlayan ve basına haber vermemek için savcılık katına çıkışları yasaklayan savcılarımızın canhıraş görev aşkı bulunuyor. Diğer tarafta ise Şike Operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve sorgulanan Aziz Yıldırım ve diğer tanınmış kişilerin ellerinde kelepçe, yanlarında duvar gibi sivil polisler ile basına sızdırılan bilgileri, görüntüleri ve kayıtları var. Sadece bu durum bile ortadaki meselenin "şike" ile alakalı olmadığının kanıtıdır.

Aslında daha güzel bir örnek vereyim şike ile ilgili olarak. Yaklaşık 5-6 sene önce Ahmet Çakar ve Kazım Kanat'ın yorumcu olduğu bir spor programı vardı ATV'de. Kazım Kanat, milliyetçi yönü kuvvetli biri olduğundan Türk futboluna katkılarını övmek amacıyla program sırasında "Ben bu ülkenin Futbol Federasyonu adına Macaristan milli maçı öncesinde hakeme ve Macar futbolculara para verdim." dedi. Peki neticesinde ne oldu? Hiçbir şey. Ne dava ne sorgulama ne de bir kınama. Bu ülkenin futbol kültüründe şike var, kendimizi kandırmayalım. 1. lig'den Amatör Küme'ye kadar tüm takımlar şike yapmıştır. Çünkü bizim futbol geleneğimiz bu. Biz futbolu değil kazanmayı seviyoruz. Tuttuğumuz takım kazandığında kazandık demiyoruz, siktik diyoruz. Kerhaneye de gidiyoruz. O zaman parayla rakip takımı neden "sikmeyelim".

Peki madem amaç "şike"yi bitirmek değil bu olanlar nedir? Bu kısımda kanıtlanacak bir şey söyleyemem. Fakat parçaları birleştirdiğinizde biraz kafanız çalışıyorsa anlamlı bir sonuç bulabilirsiniz.

Devlet, en yalın tanımıyla egemen sınıfın diğer sınıflar üzerinde tahakküm kurması ve o sınıfları sömürmesini meşru hale getiren bir organizasyondur. Ezilen sınıfları eğitimsiz bıraktıktan sonra devleti de kutsiyetle sarmalanmış mitolojik bir perdenin arkasına saklarsan ezilen ve sömürülen adam, içinde bulunduğu durumu kabullenir. Bu güne kadar Türkiye'de Ulusalcı tayfa memleketin kaymağını yiyordu. Şimdi ise Cemaat tayfası. Cemaat tayfası Türkiye'deki bütün kurum ve kuruluşlara sızıyor, kendi kadrolarını sokuyor. Tüm bunlar olurken milyonları yönlendirebilme gücü olan futbol kulüplerinin bundan nasibini almaması imkansız. Daha önce Galatasaray'ı defalarca yokladılar. Kulübe, yönetime sızmaya çalıştılar. Zaman zaman da becerdiler fakat Galatasaray Lisesi'nin ağırlığı her seferinde kulübü fazla zarar görmeden kurtardı. Şimdi işte sıradaki kurban Fenerbahçe.

Gizli Hedef (diğer adıyla Risk) oynayanlar bilir, oyunda çoğunlukla güçsüz görünmeye çalışırsın. Fakat herkesi indirip görevi tamamlayabileceğini kestirdiğin anda diğer oyunculara saldırmaya, agresif oyuna başlarsın. AKP'nin yaptığı da son yıllarda tam olarak bu. Artık "iyi polis"i oynamaya gerek kalmadı. AKP tahamülsüzlüğü tam da bu sebepten tavan noktasında. Parasız eğitim isteyen gençler 15 aydır hapiste, Hopalı protestocu öğretmen mezarda, kitapları yayınlanmayan gazeteciler bilmemkaç aydır tutuklu... AKP'yi eleştiren bir şey söylersen ya Ergenekoncu olursun ya da terörist.

Galatasaray'ın stad açılışı sırasında rahmetli başkan Özhan Canaydın hakkında "karşımızda titrediği günler gözümüzün önünde"diyen Erdoğan Bayraktar şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanı. Aynı olay üzerine Galatasaray taraftarı için sefil ve aciz diyen Suat Kılıç şu anda Spor Bakanı. Tayyip Başgan'ı ve Erdoğan Bayraktar'ı protesto eden taraftarları terörle mücadele aradı! Adnan Polat karaktersizi "O taraftarlar bir kez daha stada girmeyecek" dedi. Bakalım kaç Polat Towers'a daha imar izni çıkacak. Gerçi Galatasaray çoktan cezasını verdi ama omurgasız insanın kaybedecek onuru olmuyor genelde.

Bu ülke şike ile yüzleşemez. Yüzleşirse 1. lig'de oynatacak takım kalmaz. Ha yüzleşilecekse, elbette yüzleşilsin. Sadece Fenerbahçe ile değil, tüm takımlarla olsun bu yüzleşme. Türkiye'de sokakta yürüyemeyecek kadar ünlü kulüp başkanları "kaçabilme tehlikesi" nedeniyle gözaltında olmadan yüzleşilsin ama. Zahit Akman'ın durumunda alınan "itibar koruma" önlemleri alınarak yüzleşilsin. 75 milyon insanın 70 milyonunun tanıdığı adam elleri kelepçeli, etrafı polis duvarlı görüntülenmeden yüzleşilsin. Gözaltına alınan gencecik futbolcular serbest kaldıklarında devlet tarafından aklanarak yüzleşilsin.

Cemaat, AKP ne derseniz deyin, Fenerbahçe'yi ele geçirmek üzere. Hisse senetleri hızlıca düşüyor, daha da düşecek. Sizce elden çıkartılan hisseleri kim topluyor? :)


Al bu da bonus olsun.

Hiç yorum yok: