2005'te Peru'da yapılan FİFA 17 Yaş Altı Dünya Şampiyonası'nda Brezilya u-17 Milli Takımı'yla yarı final oynayan Türkiye u-17 Milli Takımı'nı ve turnuvadaki küçük çaplı mucizelerini tekrar tekrar anlatmak, Türk futbolundaki temel sorunlarını anlamak için muhteşem bir referans noktası oluşturuyor bana göre. Kısa hatırlatmalar ve istatistikler verirsek;
Kadro: Volkan Babacan, Onur Recep Kıvrak, Eray Birniçan, Cengiz Çoban, Emre Balak, Anıl Taşdemir, Mehmet Yılmaz, Ferhat Bıkmaz, Ergün Berisha, Erkan Ferin, Serdar Kesci, Harun Karadaş, Aykut Demir, Caner Erkin, Murat Duruer, Nuri Şahin, Deniz Yılmaz, Aydın Yılmaz, Özgürcan Özcan, Tevfik Köse.
Bu kadrodan şu anda iyi oynayarak gündemde yer bulabilen kaç kişi var? Hiç. Hatta ve hatta şu anda Galatasaray'ın sol kanadında oynayan Caner Erkin, aradan geçen 5 yılda o kadara kadar profesyonelleşti ki bu seneki Atletico Madrid maçının son dakikalarında verilmeyen penaltıdan sonra rakip oyuncuya çift tekme dalarak kırmızı kart gördü ve maçı uzatmaya götürmek için kendini paralayan takımını 10 kişi bıraktı.
Turnuvanın en iyi 3. oyuncusu Nuri Şahin seçildi.
Bundesliga'da forma giyen en genç oyuncu unvanına sahip olan Nuri Şahin, u-17'deki başarısını devam ettiremedi ve 2 sene önce Feyenoord'a kiralandı. Bu sene ise tabir caizse "akıllandı" ve Borussia Dortmund'a geri döndü. Bayağı başarılı bir sezon geçiren Nuri, Türk futbolcusunun kronik kekoluğuna tekrardan yakalanmazsa muhtemelen bir kaç yıla kadar Avrupa'nın dev kulüplerinden birinde ilk 11 oynamaya başlayacaktır.
Turnuvanın gol kralı Carlos Vela olurken, 2. Nuri Şahin, 3. ise Tevfik Köse oldu.
Tevfik Köse, 2005'ten beri Anadolu kulüplerinde bile forma şansı bulamayan bir oyuncu oldu. Bu sezon ise, 2005 yılındaki u-17 Milli Takımı'nın teknik direktörü olan Abdullah Avcı'nın çalıştırdığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü'ne transfer oldu ve nispeten başarılı bir sezon geçirdi.
Turnuvanın yarı final maçında Brezilya ile karşılaşan Türkiye u-17 Milli Takımı ilk yarı 3-0 yenik duruma düşmesine ve 10 kişi kalmasına rağmen ikinci yarı skoru 3-3'e getirerek maçı uzatmaya götürdü fakat uzatma dakikalarında yediği gol ile finale çıkma şansını kaçırdı.
O gün Brezilya u-17 takımında şu oyuncular vardı; Anderson (Manchester United),Denilson (Arsenal), Marcelo (Real Madrid), İgor (Sevilla), Ramon (CSKA Moskova). Yine o turnuvada oynayan Carlos Vela, Dos Santos gibi non-samba oyuncuların kariyerleri ortada.
u-17 üzerinden yola çıkarak anlatmaya çalıştığım bu olmamış/olamamış futbolcuların sıkıntısı nedir? Şöyle bir bakınca Avrupa'da adam gibi başarı sağlamış, istikrarlı tek oyuncumuz Tugay Kerimoğlu. O da zaten Almanya'dan gelmişti Türkiye'ye. Elimizdeki bu verilere bakarak sıkıntı Türklükte değil de Türkiye'de diyebiliyoruz açıkça.
Hakan Şükür'le beraber dilimize pelesenk olan "duygusal futbolcu" tabirini geçerli bir mazeret kılan, daha da önemlisi "duygusal olmayan futbolcu"ya yeğ tutmamızı salık veren futbol basınımızı da bu noktada ağır bir şekilde eleştirmemiz lazım. Duygusal olduğu için üzerine düşen görevi yapmayan/yapamayan adamı "ruhsuz Avrupalı"ya göre daha normal kabul eden ve "duygusallık", "yüreklilik", "misafirperverlik" gibi sahte toplumsal metaforlar ile başarısızlıklara neden bulan Türk basını için, kendini kandırmaya programlanmış Türk profili sadece bir müşteridir. Müşterinin de azla yetineni evladır. Spor, sanat, siyaset vb. branşlar bahane bulmak yerine gelişmeye başladığında basın da doğal olarak gelişmeye, yeni duruma ayak uydurmaya mecbur kalacaktır. Gelişime ayak uyduramayanlar ise silinip gidecektir. Yılmaz Özdil, Yiğit Bulut, Ertuğrul Özkök gibi tek hücreli mahlukların gazetelerde ve televizyonlarda her dakika karşımıza çıkmasının sebebi de budur.
Daha iyisi için uğraşmak yerine daha azıyla yetinen bir toplum yaratmak her ne kadar fantastik bir iş gibi görünse de ne yazık ki Türkiye'nin acı bir gerçeğidir. Türk kimliği üzerine inşa edilen bu "duygusallık" safsataları başarısızlığı örtmekle kalmamakta, aynı zamanda "milli" bir işlevi olduğundan dolayı da faşizmin yeniden üretiminin en temel mekanizmasına dönüşmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder