Pages

10 Haziran 2010 Perşembe

Pele has shaking orgasm during sex

Anılar insana bir zamandan sonra masal gibi gelmeye başlıyor.

5 yaşına kadar yaşadığım yerde anılarıma kazınmış eski bir köşk vardı. Koca cümle kapısı ve görkemli bahçesini kaç kez rüyalarımda gördüm bilmiyorum. Aradan geçen 15-20 yılın ardından bu gördüğüm rüyalardaki köşkü anneme bir saraymışçasına anlatmamın ardından, annemin “Olur mu öyle şey evladım, fakirlikten fukaralıktan ölüyordu onlar” cevabıyla yaşadığım aydınlanmayı belli kiPele hiç yaşamamış. Halbuki Pele candır. Futbol hayatı boyunca yaklaşık 1100 gol atmış, bileğinin hakkıyla “Siyah İnci” lakabını almış ve çocukken izlediğimiz “Büyük Kaçış (Victory)” filmi ile gönüllerimize taht kurmuş Pele, 2010 yılının futbol namına en dandik tartışması olan “Messi mi Maradona mı?” sorusuna “Hele Messi 1000 gol atsın da ondan sonra benimle kıyaslasınlar onu” diyerek dan dun bir giriş yapmış. Gerçi iyi de yapmış, zira biz de Pele’nin bu açıklaması sayesinde futbolun geçmişten günümüze nasıl bir seyir izlediğini daha iyi anlamış olduk.

Futbol bence sürekli gelişen bir sporcu profili sunan bir spor. Yani aynı kalibredeki 10 yıl öncesinin futbolcusuyla şu anki futbolcuyu kıyaslayacaksak şu anki futbolcu muhtemelen daha iyidir diyebiliriz. Çünkü Ronaldinho‘nun attığı çalımı canlı yayından izleyen 2 milyar insanın en az yarısı yaptığı ilk maçta o çalımı deneyecektir. İlk maçta olmadıysa ikinci maçta yapacaktır, yine olmadıysa sonraki maçta. Ama muhakkak yapacaktır. O çalım futbol seyircisinin kolektif hafızasına kazınmıştır artık. Daha sonra gelecek oyuncu Ronaldinho’nun çalımından daha fazlasını yapmak zorundadır, çünkü onu zaten artık herkes yapmaktadır. Bu şekilde sürekli gelişerek ilerleyen bir futbol serüveni yaşıyoruz ne mutlu ki.

3-5 yıl öncesindeki futbolcuyla şu anki futbolcuyu karşılaştırırken bile “şu an futbol oynayan adamın çok büyük avantajı vardır” diyebilirken, Pele’nin futbolun karanlık zamanlarından fırlayarak “Hele bi 1000 gol atsın hele” demesi, anılarımdaki köhne ahşap binayı rüyalarımda saray olarak gördüğüm zamanlardaki çocukluğuma denk bir çocukluk. Yine de Pele güzel insan. “Kuru fasulye yaptım, yanına da bir baş soğan kırdık mı tadından yenmez” desen gelir oturur masaya 32 dişini gösterdiği gülümsemesi ve altın tarak erkek kuaföründe kesilmiş gibi duran saçıyla. Adeta bir amca oğlu, bir asker arkadaşısın Pele, bravo!


Hiç yorum yok: